Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki nükleer enerji toplantısında ülkesinin yeni yatırımlarını açıkladı. Yapılan plana göre uzun vadede küçük santraller dahil yaklaşık 30 gigavatlık ilave nükleer kapasite devreye alınacak. Yeni üniteler Ural, Sibirya ve uzak doğu bölgelerinde inşa edilerek enerji coğrafyası genişletilecek. Halihazırda 29 gigavat kapasitesi olan Rusya'da elektriğin yüzde 20'si nükleerden sağlanıyor. Putin, yapay zeka ve veri depolama merkezlerinin elektrik talebini artırdığını ve buna hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti. Ayrıca Rosatom'un yurt dışında 28 ünitelik proje portföyü bulunuyor.
Geleceğin teknolojilerine ve artan enerji ihtiyacına yönelik çok yerinde bir hamle. Yapay zekanın bu kadar elektrik tüketeceğini öngörüp nükleere yüklenmeleri stratejik bir vizyon göstergesi. Türkiye'nin de Akkuyu projesiyle nükleer enerjiye geçiş yapması tam da bu yüzden milli geleceğimiz adına hayati bir adımdır. Bağımsız devlet olmak enerjide kendi kendine yetmekten geçiyor.
Enerjide güçlü olan geleceğe de yön verir. bu vizyoner yatırımların önemi zamanla daha net anlaşılacak.
Rusya'nın nükleer enerji yatırımları aslında sadece enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik değil; aynı zamanda Sibirya ve uzak Doğu'daki sanayi tesislerine kesintisiz güç sağlayarak bölgesel kalkınmayı hedefliyor. Küçük modüler reaktörlerin (SMR) devreye alınması, özellikle ulaşımı zor ve altyapısı gelişmemiş bölgeler için oldukça mantıklı bir hamle. Ancak 30 gigavatlık bir kapasite artışı ciddi bir finansman ve tedarik zinciri planlaması gerektirir; mevcut yaptırımlar altında Batılı teknolojiye erişimin kısıtlı olması bu süreci zora şokabilir. Yine de Rus mühendislik ekolü, VVER serisi reaktörlerdeki tecrübesiyle bu hedefi gerçekçi kılacak birikime sahiptir.
Putin'in bu 30 gigavatlık nükleer enerji planı aslında hiç de yeni bir şey değil. Rusya'nın enerji politikalarını yakından takip edenler bilir ki bu rakamlar yıllardır masada. Batı'nın yaptırımları arasında Rusya'nın nükleer teknoloji ihracatını elinde tutması zaten stratejik bir hamleydi. Şimdi iç pazara dönüp kendi santrallerini kurmaları, aslında ekonomik darboğazın bir itirafıdır. Ural, Sibirya ve uzak Doğu bölgelerine yatırım yapmak, Moskova'nın merkezden uzak bölgeleri kaybetme korkusundan başka bir şey değil.
Ayrıca bu küçük modüler reaktörler dedikleri şeylerin ne kadar güvenilir olduğu hâlâ tartışmalı. Çernobil ve Fukuşima'dan ders almayan bir ülkenin, üstelik bu coğrafyada, bu kadar iddialı bir nükleer atılım yapması ciddi riskler barındırıyor. Biz Türkiye olarak Akkuyu'da zaten bu teknolojinin ne menem bir şey olduğunu görüyoruz. Ruslar verdikleri her sözü tutmadılar, maliyetler sürekli arttı. Putin'in bu planı, Batı'ya karşı elini güçlendirmek için kurulmuş bir pazarlık masasından ibarettir. Enerji bağımsızlığı derken aslında kendi halkını rehin alıyorlar. bu planın gerçekleşmesi için gereken finansman ve teknolojiyi nereden bulacakları da ayrı bir muamma.