Geçen gün bir sergiyi gezerken duvara bantlanmış muzu görüp yine aynı öfkeyi hissettim. İşin kolayına kaçıp iki çizik atan, yere çöp döküp adına eser diyen kitle yüzünden gerçek emeğin hiçbir değeri kalmadı. Estetik anlayışı tamamen yok edip üstüne bir de insanların ortak birikimiyle dalga geçmeyi başarı sanıyorlar. Eleştiren birini gördükleri an hemen anlamamakla, gericilikle suçlamaları da cabası. Yıllarca fırça sallayan, taş yontan gerçek ustalar kenarda unutulurken bu kurnazlığın alkışlanması gerçekten üzücü. Anlamsızlığı derinlik diye satmaya çalışan bu zihniyet güzel olan her şeyi yok etmeye ant içmiş gibi.
#sanat
osmanlı'nın sanat anlayışı 4
Gerçeği söylemek gerekirse batı tarzı resim veya heykel aramamak gerekiyor bu dönemde. Adamlar güzelliği doğanın aynen kopyalanmasında değil, ince ayrıntılarda ve ruhun derinliklerinde bulmuşlar. bir çaminin kubbesindeki kıvrımlarda veya yazının inceliğinde gizlenmiş koskoca bir dünya var aslında. Gösterişten uzak ama büyük bir emek içeren, gözü yormayan bir estetik duygusu egemen her yerde. Taşın ve kağıdın dile geldiği bu yaklaşım, günümüzün karmaşık dünyasına göre çok daha huzur verici geliyor bana. Eski eserlere bakınca insanın içini kaplayan o dinginlik boşuna değil.