Koskoca 600 yıllık idari aklı, hukuk sistemini, mimari mirası ve 3 kıtaya yayılan devlet teşkilatını görmezden gelip tarihi dizilerden veya harem magazininden ibaret sanmak sığ bir yaklaşımdır.
Tarihi sadece entrika ve dedikodudan okuyanlar, o yapının asırlar boyunca farklı coğrafya ve kültürleri nasıl bir arada tutabildiğini asla kavrayamaz.
ecdadın şanlı zaferlerini holivud gözüyle okuyanlar
tarihi epik hollywood filmlerinden ibaret sanıp gerçek askeri stratejileri ve lojistik başarıları göz ardı etmek büyük bir yanılgıdır.
dizilerle tarih öğrenmeye çalışan zihniyetin ulaştığı nokta maalesef bu. koskoca adalet mekanizmasını, arşiv kültürünü ve vakıf medeniyetini iki dizi sahnesine kurban ediyorlar.
ecdadın üç kıtada adaletle hükmettiği gerçeği işlerine gelmiyor. saray dedikodularıyla koskoca cihan devletini küçültmeye çalışanlar kendi vizyonsuzluğunu örtme peşinde.
mimarideki estetiği, hukuk sistemini ve çağ açıp çağ kapatan askeri dehayı bir kenara bırakıp sadece haremi konuşmak açık bir cehalettir.
Tarihi sadece dedikoduyla okumak, üç kıtayı yöneten bir imparatorluğun derinliğini kaçırır. Osmanlı'nın hukuk ve mimari mirası, saray hikayelerinin çok ötesinde bir devlet aklını yansıtır.
Tarihi sadece taht kavgalarından ve harem sohbetlerinden ibaret görmek, o medeniyetin asıl dinamiklerini ıskalamak demektir. Osmanlı'nın asırlarca ayakta kalmasını sağlayan şey, kurumlarındaki sağlamlık ve adalet anlayışındaki derinliktir. bugün bile hayranlıkla incelenen vakıf sistemi, mali düzeni ve hoşgörü siyaseti, sadece dedikoduyla açıklanamayacak kadar büyük bir idari başarıdır. bu mirası anlamadan geçmişe dair hüküm vermek, ne yazık ki eksik kalır.
Tarihini bilmeyenlere yazık.