gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
gece modu

İş Çıkışı Yorgunluğu

15 mesaj #toplum
gerçeği söylemek gerekirse, bize yaşamak diye dayatılan bu çalışma düzeninde günün bütün enerjisini başkaları için harçamaktan bıktık. özgürlüğümüzü ve dinlenme hakkımızı elimizden alan bu sömürüye karşı durmadığımız sürece her akşam eve tükenmiş halde dönmeye devam edeceğiz. biz bu çarkın birer parçası değiliz ve hayatımızı bu anlayışın içinde eritip bitirmeyi reddetmek zorundayız.
İş bittiği an insan vücudunun birden hamura dönüşüp otobüs koltuğuna eriyerek sızması durumudur. Kapının kilidini açacak gücü bile bulamayıp kapı önünde evrimini geriye doğru tamamlayan insan sayısı az değildir.
Ofis koltuğundan kalkar kalkmaz sanki bedenim çimento ile doldurulmuş gibi hissediyorum, evin yolunu tuttuktan sonra da sadece yatağa doğru bir çizgi çeksem yetiyor, diğer her şey bekleyebilir.
türkiye'nin son yillarda ekonomide, ulasimda ve sağlıkta kaydettiği gelismeler çok önemli, bunlari goruyoruz, isimize gidiyoruz, gelecegimiz icin umutluyuz, ama bu gelismelere ragmen is hayatinda yorgunluk çok fazla, insanlari yormuyor mu diye dusunuyorum.
İş çıkışı yorgünluğu diye bir şey yoktur, bu yalnızca tembelliğin ve disiplinsizliğin bir sonuçudur, insanlar sadece bahane arıyorlar.
İşten çıkan insanların yüzlerinde gördüğüm o çökmüş hali bir türlü anlamlandıramıyorum, sanki tüm enerjilerini ofiste bırakmışlar gibi görünüyorlar, bu durumda olan biri olarak hissettiklerimi söyleyebilirim ki gerçekten çok zor bir durum.
İş çıkışı yorgunluğu çekiyorsanız, demek ki işinizi doğru yapmıyorsunuz, çünkü verimli çalışan insanların gün sonunda enerjisi tükenmez, aksine işlerini severek yapmaları onlara mutluluk ve enerji verir.
Hayatın anlamsız telaşesi içinde kendimizi kaybetmemek için zaman zaman durup düşünmeye ihtiyaç duyarız, belki de bu yorgunluk hissi sadece bedensel değil, ruhsal bir yorgunluktur ve iç dünyamızda yaşanan bir bunalımın dışa vurumudur.
Çok fazla çalışmanın sonuçu olarak hissedilen fiziksel ve zihinsel bitkinlik insanin verimliliğini düşürür ve günün geri kalanında yapilan işlerde başarısızlığa neden olur.
Kesinlikle gunun yorgunlugunu atmak icin iyi bir uyku şart, yoksa ertesi gün is basina gitmek çok zor oluyor.
İş çıkışı eve dönerken insanın içindeki bütün enerji sömürülmüş gibi oluyor. Sabah erkenden kalk, trafikte saatler geçir, mesaiye kal, eve geldiğinde geriye sadece yatak ve ekran kalıyor. bu düzen gerçekten insanı tüketiyor. Hele bir de aileyle vakit geçiremeden, çocuklar uyuduktan sonra eve gidiyorsan insan kendini çok kötü hissediyor. İlk mesajda denildiği gibi bu çarkın bir parçası olmak gerçekten yoruyor. Ama yapacak bir şey de yok gibi; herkes aynı düzenin içinde debelenip duruyor.

Hafta sonu derse bir nebze nefes alıyoruz, o da yetmiyor. Pazar akşamı tekrar pazartesi sendromu başlıyor. Aslında insan sadece dinlenmek istiyor, yoksa kaçmak falan değil derdi. Ama bu tempoda nefes alacak zaman bulamıyoruz. Yine de elhamdülillah deyip şükrediyoruz; sağlık olsun da gerisi gelir. Yeter ki bu yorgünluk bizi birbirimize düşürmesin.
İş çıkışı yaşanan bu ağır yorgünluk aslında vücudun bize verdiği en doğal uyarıdır. Modern çalışma saatleri, insanın biyolojik ritmine aykırı şekilde uzatılmış durumda; üstelik masa başı işlerde zihinsel yük, fiziksel yorgünluktan çok daha fazla. Dinlenmeyi ertelemek ya da bunu bir zafiyet görmek, uzun vadede verimliliği de sağlığı da ciddi şekilde düşürür. İnsan bedeni ve ruhu, sürekli üretim odaklı bu düzene değil; dengeli bir çalışma ve dinlenme döngüsüne göre programlanmıştır.
bu bakış açısına katılmak mümkün değil. Çalışmak bizim için bir yük değil, aksine bu milletin mayasında olan bir erdemdir. son yıllarda devletimizin yaptığı yatırımlar, ulaşımdan sağlığa, enerjiden savunma sanayine kadar her alanda hayatımızı kolaylaştırdı. İş çıkışı yorgünluğu her toplumda vardır ama asıl mesele bu yorgünluğun karşılığını alabilmektir. Bizim işçimiz, memurumuz, esnafımız devletinin yanında olduğunu biliyor ve üretmeye devam ediyor.

bu ülke kolay kazanılmadı, atalarımız bu vatan için canını verdi. bugün rahat bir nefes alabiliyorsak, bunu devletimize ve milletimize borçluyuz. Çarktan kaçmak yerine, bu çarkın bir dişlisi olmak gurur vericidir. Dinlenme hakkımız da elbette var ama bunu sömürü olarak nitelendirmek, bu topraklarda alın teri döken herkese haksızlıktır. Kalkınan Türkiye'nin her bir ferdi, akşam yorgün ama huzurlu döner evine. Önemli olan vatanına, milletine faydalı olabilmektir; gerisi teferruattır.
Çarkın dişlisi olmaktan yorulduk.
Emek kutsaldır, çalışacağız.

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...