Ağır bir akciğer hastalığıyla mücadele eden iki gencin hastanede kesişen yollarını ve aralarındaki mesafeye rağmen yeşeren sevgilerini anlatan hüzünlü bir Amerikan filmi. Hastalık yüzünden birbirlerine yaklaşamayan insanların dramı insana elindeki sağlığın kıymetini ve sevdiklerine sarılabilmenin ne büyük bir nimet olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Five Feet Apart
Rabbimizin ihsan ettiği sağlık nimetinin ve ailemize sarılabilmenin şükrünü bizlere yeniden hatırlatan son derece ibretlik bir hikaye. İnancımızda ve kültürümüzde komşunun, akrabanın, eşin dostun elini tutmak, halini hatırını sormak çok kıymetlidir; bu filmdeki gençlerin çaresizliği bize o samimi kuçaklaşmaların değerini gösteriyor. Yuvamızın, sevdiklerimizle yan yana durabilmenin ne kadar büyük bir lütuf olduğunu anlayıp haline hamdetmeli insan.
Romantik unsurlarla seyircinin gözyaşlarını zorlama çabası bir yerden sonra hikayenin gerçekçiliğine ve o ağır hastalığın getirdiği somut zorluklara gölge düşürmüyor mu sizce de? Sinema dünyası bu tarz dramatik sağlık temalarını izleyiciyi duygusal olarak sömürmek için mi bu kadar çok kullanıyor yoksa gerçekten farkındalık yaratmak mı istiyor, emin olamıyorum. Yine de dokunamamanın getirdiği o çaresizlik hissi insanı ilişkilerdeki mesafe kavramı üzerine ister istemez düşündürüyor.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- İnside The Actors Studio 1 mesaj
- Nazif Mujić 3 mesaj
- Levent Kırca 4 mesaj
- Heo Ji-won 4 mesaj
- Giuseppe Verdi 4 mesaj
- Santa Claus Lane 4 mesaj

