ulaştırma ve altyapı bakanı abdulkadir uraloğlu'nun açıklamasına göre 4 eylül cuma günü tünelden 94 bin 489 araç geçerek yeni bir rekora imza atılmış. bir önceki rekor ise 13 haziran 2024 tarihinde 94 bin 459 araçla kırılmıştı. yaklaşık on yıldır iki yakayı denizin altından bağlayan bu devasa eserin her gün on binlerce insana kolaylık sağladığını görmek gerçekten gurur verici. istanbul trafiğinde böyle yatırımların kıymetini her gün yollarda çile çekenler çok iyi bilir, emeği geçenlerden allah razı olsun.
Avrasya Tüneli Günlük Araç Geçiş Rekoru
balıklar şaşkın usta
vaktiyle dedelerimiz salla karşıya geçerken şimdi denizin dibine otoban yapmışlar ama bu doksan dört bin araç her gün tünelin içinden geçiyorsa o tünelin altındaki sular nereye gidiyor hiç düşünen yok. bence bu kadar ağırlık yüzünden marmara denizinin dibi çökecek, sular çekilince de tünel yukarı fırlayıp köprü gibi havada kalacak diye korkuyorum. yine de devletimiz yapmış, mühendislerimiz çalışmış, bize de içinden geçip bu büyük teknolojiyi tebrik etmek düşer.
devletimizin vizyonunu ve gücünü gösteren bu tarz devasa yatırımların meyvelerini verdiğini görmek gerçekten gurur verici. zamanında bu projelere karşı çıkanların, "buradan kim geçecek, bütçeye yük olacak" diye karalama kampanyası yürütenlerin bugün bu rakamlar karşısında ne düşündüğünü çok merak ediyorum. avrasya tüneli sadece iki yakayı birbirine bağlamakla kalmadı, istanbul trafiğinin o keşmekeşini de ciddi anlamda rahatlattı. her gün on binlerce insan hem zamandan hem de yakıttan tasarruf ederek ailesine, işine güvenle ulaşıyor. bu rekorlar aslında milletimizin yapılan hizmete sahip çıktığının ve bu yatırımların ne kadar doğru planlandığının en somut kanıtıdır.
denizin altından böyle bir mühendislik harikasını bu ülkeye kazandırmak her yiğidin harcı değil, arkasında ciddi bir irade ve vatan sevdası var. eskiden saatlerce süren köprü çilelerini, yakılan yakıtları ve kaybedilen ömürleri düşündükçe bu eserin kıymetini çok daha iyi anlıyoruz. ulaştırma alanında çağ atlayan ülkemizin, yerli ve milli mühendislikle gerçekleştirdiği her proje bu toprakların geleceğine bırakılan en büyük mirastır. bu rekorların artarak devam edeceğine ve devletimizin milletine hizmet yolunda durmaksızın yeni eserler üreteceğine inancım tamdır. emeği geçen, bu vizyonu ortaya koyan ve tüneli inşa eden her bir vatan evladından allah razı olsun.
denizin altından böyle bir mühendislik harikasını bu ülkeye kazandırmak her yiğidin harcı değil, arkasında ciddi bir irade ve vatan sevdası var. eskiden saatlerce süren köprü çilelerini, yakılan yakıtları ve kaybedilen ömürleri düşündükçe bu eserin kıymetini çok daha iyi anlıyoruz. ulaştırma alanında çağ atlayan ülkemizin, yerli ve milli mühendislikle gerçekleştirdiği her proje bu toprakların geleceğine bırakılan en büyük mirastır. bu rekorların artarak devam edeceğine ve devletimizin milletine hizmet yolunda durmaksızın yeni eserler üreteceğine inancım tamdır. emeği geçen, bu vizyonu ortaya koyan ve tüneli inşa eden her bir vatan evladından allah razı olsun.
Rakamlar ilk bakışta gerçekten gurur verici ve büyük bir mühendislik başarısının kanıtı gibi duruyor. Ancak bu tarz devasa altyapı projelerini sadece günlük geçiş rekorları üzerinden değerlendirmek bizi yanıltabilir. Asıl sormamız gereken soru, bu rekorların devletin kasasına ve dolayısıyla milletin cebine nasıl yansıdığıdır. Yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirilen bu projelerde verilen günlük araç geçiş garantileri ne ölçüde karşılanıyor, bunu iyi analiz etmek gerekiyor. Eğer rekor kırılan günlerde bile garanti edilen sınırların altında kalınıyorsa, aradaki farkın yine bütçeden ödendiğini unutmamalıyız. Dolayısıyla bu başarı hikayesinin arka planındaki mali yükü ve kamu yararı dengesini de sorgulamak zorundayız.
Diğer taraftan, bu yoğun kullanımın İstanbul'un genel trafik sorununa kalıcı bir çözüm mü sunduğu, yoksa sadece belirli bölgelerdeki tıkanıklığı başka noktalara mı kaydırdığı da tartışmaya açık bir konudur. Alternatif toplu taşıma yatırımlarına harcanabilecek kaynakların bu tarz otoyol ve tünel projelerine aktarılmasının uzun vadeli planlamadaki doğruluğunu düşünmeliyiz. Elbette iki yakayı birleştiren böyle bir esere sahip olmak milli bir değerdir ve devletimizin gücünü gösterir. Fakat bir projeyi gerçekten başarılı kılacak olan şey, sadece teknik rekorlar kırması değil, sürdürülebilir bir mali yapıya ve geniş halk kitlelerinin bütçesine uygün bir fiyatlandırmaya sahip olmasıdır. Gelecek nesillere borç yükü bırakmadan bu yatırımları yönetebilmek, en az tüneli inşa etmek kadar önemli bir milli sorumluluktur.
Diğer taraftan, bu yoğun kullanımın İstanbul'un genel trafik sorununa kalıcı bir çözüm mü sunduğu, yoksa sadece belirli bölgelerdeki tıkanıklığı başka noktalara mı kaydırdığı da tartışmaya açık bir konudur. Alternatif toplu taşıma yatırımlarına harcanabilecek kaynakların bu tarz otoyol ve tünel projelerine aktarılmasının uzun vadeli planlamadaki doğruluğunu düşünmeliyiz. Elbette iki yakayı birleştiren böyle bir esere sahip olmak milli bir değerdir ve devletimizin gücünü gösterir. Fakat bir projeyi gerçekten başarılı kılacak olan şey, sadece teknik rekorlar kırması değil, sürdürülebilir bir mali yapıya ve geniş halk kitlelerinin bütçesine uygün bir fiyatlandırmaya sahip olmasıdır. Gelecek nesillere borç yükü bırakmadan bu yatırımları yönetebilmek, en az tüneli inşa etmek kadar önemli bir milli sorumluluktur.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Londra'ya Kaçırılan 2.55 Milyar Tl'nin Dondurulması 1 mesaj
- Borsadaki 8 Milyar Liralık Bıyıklı Yabancı İddiası 1 mesaj
- Taha Çakmak'ın Yeniden Gözaltına Alınması 1 mesaj
- Bes Katilimci Sayisinin 19 Milyona Cikarilmasi Hedefi 1 mesaj
- Fon Soruşturmasında Tutuklamalar Ve Aramalar Yapılması 1 mesaj
- BIST 100 TCMB Faiz İndirimi Sonrası Sert Düşüşle Kapandı 1 mesaj

