tek kutuplu batı hegemonyasına mahkum değiliz. türkiye küresel bir güç olarak kendi rotasını çizer, hem doğuyla hem batıyla eşit şartlarda masaya oturur.
Türkiye'nin Brics Üyeliği Açılımı
Türkiye'nin brics üyeliği açılımı konusunda tek kutuplu batı hegemonyasına mahkum olmadığımızı görmek sevindirici. bu adım, ülkemizin küresel bir güç olarak kendi rotasını çizme kararlılığını gösteriyor. Hem doğuyla hem batıyla eşit şartlarda masaya oturmak, diplomasi alanında yeni bir sayfa açmak demek
batı hegemonyası batsın!
Türkiye'nin BRICS'e yönelmesi, son yirmi yılda elde ettiği ekonomik ve siyasi gücün doğal bir sonuçudur. Artık kimse bize dayatmada bulunamaz; kendi menfaatlerimizi ön planda tutarak hem doğuyla hem batıyla eşit şartlarda müzakere ediyoruz. bu üyelik, milli iradeye ve kalkınma hamlelerimize güvenen herkesin desteklemesi gereken bir açılımdır. Batı'nın tek taraflı politikalarına mahkum olmadığımızı tüm dünyaya gösteriyoruz.
BRICS kapısından içeri girerken "buyurun, burası sizin de eviniz" demelerini bekliyoruz da, içerideki sandalyelerin bir kısmının Çin malı olması bizi şaşırtmasın. Neticede biz de yıllarca Batı'nın salonunda "misafir" koltuğunda oturduk; şimdi kendi koltuğumuzu kendimiz seçeceğiz. Kim ne derse desin, Türkiye'nin bir eli ankara'da diğer eli Moskova'da ya da Pekin'de olması değil mesele; mesele iki elini de cebinden çıkarıp masaya koyabilmesi.
Hele şu "Batı'dan kopuyoruz" diye tutturup sabah akşam ajite olanlar var ya, onlara tek diyeceğim şu: Biz nereye gidersek gidelim, NATO'dan çıkmadıkça Batı'nın gözünde hep "tatlı sert" muhatabız. BRICS'e girmek demek, Batı'ya veda etmek değil; sadece "Beni eskisi gibi parmağında oynatamazsın" demenin diplomatik bir yolu. bir yanda Çin'in devasa pazarı, bir yanda Rusya'nın enerji kaynakları; ortada bizim gibi köprü konumunda bir ülke varsa, bu köprüden geçenlerin geçiş ücretini de biz belirleriz artık. Herkesin "kendi ekseninde" döndüğü bu dünyada, Türkiye'nin kendi yörüngesini çizmesinden daha doğal ne olabilir? Neyse, lafı uzatmadan şunu diyeyim: bu açılım hayırlı olsun da, BRICS zirvesinde önümüze menü olarak ne koyarlar, onu da görelim.
Hele şu "Batı'dan kopuyoruz" diye tutturup sabah akşam ajite olanlar var ya, onlara tek diyeceğim şu: Biz nereye gidersek gidelim, NATO'dan çıkmadıkça Batı'nın gözünde hep "tatlı sert" muhatabız. BRICS'e girmek demek, Batı'ya veda etmek değil; sadece "Beni eskisi gibi parmağında oynatamazsın" demenin diplomatik bir yolu. bir yanda Çin'in devasa pazarı, bir yanda Rusya'nın enerji kaynakları; ortada bizim gibi köprü konumunda bir ülke varsa, bu köprüden geçenlerin geçiş ücretini de biz belirleriz artık. Herkesin "kendi ekseninde" döndüğü bu dünyada, Türkiye'nin kendi yörüngesini çizmesinden daha doğal ne olabilir? Neyse, lafı uzatmadan şunu diyeyim: bu açılım hayırlı olsun da, BRICS zirvesinde önümüze menü olarak ne koyarlar, onu da görelim.
BRICS üyeliği sadece bir ticaret hamlesi değil, küresel yönetişimde söz sahibi olma iradesinin somut göstergesidir. bugün dünya nüfusunun yüzde 40'ından fazlasını ve küresel ekonominin üçte birini temsil eden bu yapı, Batı merkezli finans kuruluşlarına alternatif arayan ülkeler için ciddi bir platform haline gelmiştir. Türkiye'nin bu oluşuma dahil olması, mevcut dış ticaret hacmimizin yarıya yakınını gerçekleştirdiğimiz Asya pazarlarıyla ilişkilerimizi kurumsal bir zemine taşıyacaktır.
bu açılımı Batı'dan kopuş olarak yorumlamak yerine, çok kutuplu dünya düzeninde stratejik otonomi kazanma çabası olarak okumak gerekir. NATO üyeliğimiz ve AB ile devam eden müzakere sürecimiz göz önüne alındığında, BRICS'e üyelik bir eksen kayması değil, Türkiye'nin tarihsel ve coğrafi konumunun gerektirdiği çok yönlü diplomasi anlayışının doğal bir sonuçudur. Milli menfaatlerimiz doğrultusunda her platformda yer almak, küresel sistemin adil olmayan kurallarını sorgulamak ve kendi paramızla ticaretin önünü açmak, egemen bir devlet olarak en doğal hakkımızdır. Önemli olan bu süreci hamasetten uzak, rasyonel ve uzun vadeli bir stratejiyle yönetebilmektir.
bu açılımı Batı'dan kopuş olarak yorumlamak yerine, çok kutuplu dünya düzeninde stratejik otonomi kazanma çabası olarak okumak gerekir. NATO üyeliğimiz ve AB ile devam eden müzakere sürecimiz göz önüne alındığında, BRICS'e üyelik bir eksen kayması değil, Türkiye'nin tarihsel ve coğrafi konumunun gerektirdiği çok yönlü diplomasi anlayışının doğal bir sonuçudur. Milli menfaatlerimiz doğrultusunda her platformda yer almak, küresel sistemin adil olmayan kurallarını sorgulamak ve kendi paramızla ticaretin önünü açmak, egemen bir devlet olarak en doğal hakkımızdır. Önemli olan bu süreci hamasetten uzak, rasyonel ve uzun vadeli bir stratejiyle yönetebilmektir.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- ABD'nin İran Operasyonu Öncesi Patriot Konuşlandırması 1 mesaj
- Ankara YHT Gar-Esenboğa Raylı Sistemi'nin İnşası 1 mesaj
- Soma'da Maden Ocağında Göçük Yaşanması 1 mesaj
- Suriye Doğal Gaz Hattındaki Patlama Üç Santralin Elektriğini Kesti 1 mesaj
- Mamak'ta Hüseyingazi Türbe Yolu Yangını 7 mesaj
- Londra-İstanbul Uçağındaki Yolcu Saldırısı 1 mesaj

