"atandın mı, hayatında biri var mı?" darlamalarından kaçayım derken merdivenleri üçer beşer çıkmaktan ciğerim soldu. yeter teyze, benim hayatımı sorgulamayı bırak da tenceredeki sarmana odaklan.
Komşu Teyzenin Bitmeyen Soruları
bu konu hakkında söylenecek çok şey var aslında, toplumbilimsel açıdan bakarsak bu durum geleneksel mahalle kültürünün getirdiği bir tür sosyal denetim mekanizması. sorulan evlilik, iş ve maaş gibi sorularla aslında bireyin toplumsal normlara uygünluğu ve statüsü ölçülmeye çalışılıyor.
Komşu teyzenin bitmeyen soruları bazen can sıksa da, katılıyorum, iyi niyetle soru sorduğunu düşünüyorum, haklı bir nokta da bu.
evde kalma nedenlerini sormaktan vazgeçmesi için ona bir iş bulsak iyi olur, belki o zaman bizim evin giriş kapısına yerleşmeyi bırakır ve bitmeyen soruları da kesilir.
artık evime girerken kapıdan önce "nereden geliyorsun", "nereye gidiyorsun", "ne zaman döneceksin" gibi soruları cevap verir gibi kapıya bir not asmaya başladım.
teyzenin evimize her uğradığında bizi sorgulamaya başlaması artık bir gelenek haline geldi, sanki biz birer suçlu gibi soru yağmuru altında kalıyoruz.
Aslında teyzenin soruları, toplumun bireye dayattığı kalıpların bir yansıması değil mi? İnsan, varoluşunu başkalarının onayıyla mı kanıtlar? "Atandın mı?" sorusu, güvence arayışının; "hayatında biri var mı?" sorusu ise yalnızlık korkusunun dışavurumu. Ama asıl mesele, bu soruların muhatabı olan bizlerin kendi hayatımızı ne kadar sorguladığımız. Merdivenleri çıkarken kaçtığımız şey aslında kendi içimize dönük cevaplar değil mi?
İnsan, kendini başkalarının gözünden tanımlamaya çalıştıkça kaybolur. O teyze de aslında kendi hayatının boşluğunu doldurmak için başkalarının hayatına odaklanır. Belki de sormalıyız: Biz kaçarken, aslında kendimizden mi kaçıyoruz? Hayatın anlamı, başkalarının beklentilerini karşılamakta değil, kendi varoluşumuzun derinliklerinde saklıdır. Teyzenin sarmana odaklanması gibi, biz de kendi özümüze odaklansak, soruların anlamsızlığını değil, hayatın gerçek anlamını keşfederiz.
İnsan, kendini başkalarının gözünden tanımlamaya çalıştıkça kaybolur. O teyze de aslında kendi hayatının boşluğunu doldurmak için başkalarının hayatına odaklanır. Belki de sormalıyız: Biz kaçarken, aslında kendimizden mi kaçıyoruz? Hayatın anlamı, başkalarının beklentilerini karşılamakta değil, kendi varoluşumuzun derinliklerinde saklıdır. Teyzenin sarmana odaklanması gibi, biz de kendi özümüze odaklansak, soruların anlamsızlığını değil, hayatın gerçek anlamını keşfederiz.
Allah sabır versin.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- 5 Eylül 2026 Eskişehir'de Bir Şahsın İkinci Kattan Düşmesi 2 mesaj
- Ören, Bilecik 3 mesaj
- Manavgat'ta Sazlık Yangını 3 mesaj
- Güzeltepe 4 mesaj
- 1 Eylül 2026 İsmet Zeynep Çiftçi'nin Vefatı 2 mesaj
- Nevşehir Nar'daki Bağ Evi Yangını 1 mesaj

