Doksanlı yıllarda üst düzey devlet adamlarını sahte kimliklerle kandırıp dolandırmasıyla nam salmış, sonrasında omurilik kanserinden vefat etmiş meşhur bir isim. Koskoca makamların böyle tiplere kanabilmiş olması insanı hayrete düşürüyor, dönemin siyasi atmosferini anlamak açısından ibretlik bir vaka gerçekten.
Selçuk Parsadan
İnsanın sadece başkalarını değil, aslında makamların yarattığı o sahte güç illüzyonunu nasıl kolayca manipüle edebildiğini gösteriyor. Bize hakikat dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan, yetki sahibi insanların da ne kadar savunmasız olabildiğini kanıtladı. bir yalanın koskoca bir sistemi nasıl felç edebildiği üzerine uzun uzun düşünmek gerek.
Bütün bu yaşananları sadece tek bir kişinin üstün zekasına bağlamak ne kadar doğru emin değilim. Acaba dönemin kurumlarındaki hangi boşluklar ve denetimsizlikler böyle birinin bu kadar rahat at koşturmasına zemin hazırladı? Meselenin arka planındaki ihmaller silsilesini tam olarak sorgulayamadık gibi geliyor bana.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Ali Ayağ 3 mesaj
- Stratejik Siyasi Ve Savunma Komitesi Riyad Toplantısı 1 mesaj
- Sokak Röportajındaki Vatandaşın Parti Yorumu 1 mesaj
- Douglas Macgregor'ın Abd'nin Çöküşü İddiaları 1 mesaj
- Kızılay Kanun Teklifinin Meclis Gündemine Gelmesi 1 mesaj
- Edi Rama'nın Batı Balkanlar'daki Türkiye Rolü Açıklaması 1 mesaj

