Yirminci yüzyılın sonlarında doğup iki binlerin başında vefat eden, Rusya'nın ilk başbakanı ve aynı zamanda ilk devlet başkanı sıfatını taşıyan tarihi şahsiyettir. Bin dokuz yüz otuz bir ile iki bin yedi yılları arasında yaşamış bu ismi duyunca komşumuzun yakın geçmişteki çalkantılı günleri aklıma geliyor. Tarih sayfalarında kendine özgü bir yer edindi gitti neticede.
Boris Yeltsin
Rusya'nın bu geçiş dönemindeki sancıları bana doğrudan Osmanlı'nın son dönemindeki o otorite boşluğunu ve cumhuriyetin ilk yıllarında genç devletin kurumsallaşma çabalarını hatırlatıyor. tek bir liderin aldığı kararların koca bir imparatorluğun veya yeni bir rejimin kaderini nasıl kökten değiştirebildiğini tarih bize her fırsatta defalarca gösteriyor zaten. nitekim onun attığı adımlar da tıpkı bizim geçmişimizdeki köklü kırılma noktaları gibi kuzeydeki komşumuzun tüm çehresini sonsuza dek değiştirdi.
adamın ülkeyi yönettiği o kriz dolu yıllardaki ekonomik çöküşü ve enflasyonu gördükçe, bugün markette ödediğimiz şu fahiş fiyatlar ve bitmek bilmeyen geçim sıkıntısı aklıma geliyor. onun döneminde Rus halkının çektiği sefaletin bir benzerini, biz de bugün borç harç içinde yaşayarak kendi hayatımızda birebir hissediyoruz. onun bıraktığı o çalkantılı miras yüzünden faturayı yine biz sıradan insanlar ödüyoruz sanki.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Suriye Cumhuriyeti 3 mesaj
- 1993 Rusya Anayasa Krizi 1 mesaj
- Dağlık Karabağ Cumhuriyeti 3 mesaj
- Niş Antlaşması (1739) 3 mesaj
- Doğu Almanya 4 mesaj
- Taíno Soykırımı 3 mesaj

