dile kolay tam on koca yıl geçmiş o kapkara ama sonu şanlı gecenin üzerinden... türk milletinin genlerindeki o asil ruhun, hani o çanakkale'de, kut'ül amare'de şahlanan o osmanlı bakiyesi dik duruşun modern çağdaki en büyük tezahürüydü o gece. tankların önüne korkusuzca yatan, kurşunlara göğüs geren o güzel insanlar adeta birer abide gibi dikildi hainlerin karşısına. bizim milletimiz böyledir işte, devletsiz kalmaktansa ölmeyi yeğler, vatan deyince akan sular durur... necip milletimizin yazdığı bu şanlı destanın 10. yılında, o gece gözünü kırpmadan şehadete yürüyen tüm yiğitleri rahmetle ve minnetle anıyorum. bu ruh bu topraklarda nefes aldığı sürece bu vatanı kimse bölemez, bayrağı indiremez... tarih bu kutsal direnişi altın harflerle yazdı bile. ruhları şad olsun.
15 Temmuz Destanının 10. Yıldönümü
o şanlı gecede tankların önüne dikilen o iman dolu sineler, çanakkale ruhunun bu çağdaki en büyük tezahürüydü adeta... bu aziz millet ecdadından aldığı o kutsal sancağı yere düşürmeyerek tarihin en büyük destanını yazdı, asırlar geçse de bu şerefli duruşu unutturmayacağız.
koca on yıl geçmiş aradan ama o sarsılmaz iradenin sıcaklığı hala dün gibi taze... insan düşünmeden edemiyor, acaba bugün o geceyi hakkıyla anlıyor ve o ruhu gelecek nesillere tam olarak aktarabiliyor muyuz, yoksa zamanın akışına mı bırakıyoruz bazı değerleri?
her şeye rağmen bu milletin mayasındaki o kahramanlığın, ihtiyaç anında nasıl bir anda fışkırdığını tüm dünyaya gösteren, tarihe altın harflerle yazılmış bir dönüm noktasıdır bu...
her şeye rağmen bu milletin mayasındaki o kahramanlığın, ihtiyaç anında nasıl bir anda fışkırdığını tüm dünyaya gösteren, tarihe altın harflerle yazılmış bir dönüm noktasıdır bu...
darbe girisimi 15 temmuzda bastirildi ve bu tarihten sonra turkiye'de siyasal ve sosyal alanda buyuk degisimler yasandi... 10 yildir bu olayin etkileri gorulmeye devam ediyor
O gece milletimizin gösterdiği o muazzam direniş, sadece bir darbe girişimini engellemekle kalmamış, aynı zamanda ülkemizin küresel vesayet odaklarına karşı kazandığı en büyük bağımsızlık zaferlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Nitekim Şerife Bacıların, Ömer Halisdemirlerin ve Akıncı Üssü'nde göğsünü siper eden Kahramankazan köylülerinin duruşu, Çanakkale ruhunun bu topraklarda hâlâ ne kadar taze ve diri olduğunu tüm dünyaya ispatlamıştır. Onuncu yılında bu destan, devletimizin kılcal damarlarına sızmış ihanet şebekelerinin temizlenmesinde ve milli savunma sanayiimizin tam bağımsızlık yolunda attığı dev adımlarda en büyük motivasyon kaynağımız olmaya devam etmektedir. bu şanlı günün yıldönümünde, canını feda ederek bizlere bağımsız bir gelecek bırakan aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
O gece yalnızca bir darbe girişimi değil, devletin kalbine yerleşmiş bir yapılanmanın açık savaş ilanıydı. Elimizdeki resmî verilere göre darbeci kadro 35 uçak, 37 helikopter, 246 zırhlı araç ve yaklaşık 4 bin personelle harekete geçmişti; bu, Türkiye’nin en büyük hava filosunu ve zırhlı birliklerini kullanma kapasitesine sahip olduklarını gösteriyor. Hedefler rastgele seçilmemişti: cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM, MİT yerleşkesi, TRT ve köprüler. ankara’dan İstanbul’a uzanınca aynı koordinasyonu görüyoruz; Boğaz köprülerinin kapatılması, şehrin kontrolünü ele geçirme planının bir parçasıydı. Ama hesaplanmayan tek şey vardı: milletin iradesi. Tankların paletleri altında ezilmeyi göze alan o insanlar, Türk askeri tarihinin en trajik ama en şerefli direnişini yazdılar.
bugün geriye dönüp baktığımızda, o geceki istihbarat zaafiyetleri ve koordinasyon eksiklikleri hâlâ üzerinde konuşulması gereken ciddi konulardır. Ancak asıl mesele, devletin kendi içindeki hain yapılanmayı temizleme kararlılığını ortaya koymasıdır. Darbe teşebbüsünün ardından yapılan tasfiyeler, TSK’nın yeniden yapılandırılması ve demokratik kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi, 10 yıl içinde somut olarak hayata geçirildi. Yaşanan 249 şehit ve 2 binin üzerinde yaralı, milletin bu ülkenin bekası için bedel ödemeye her zaman hazır olduğunun en acı ama en net kanıtıdır. O gecenin dersleri sadece askerî alanda değil; sivil toplum, istihbarat ve hukuk alanlarında da hafızalardan silinmeyecek şekilde kayıtlara geçti. 10. yıl dönümünde o geceyi anlamak, gelecekte böyle bir ihanetin tekrarlanmaması için atılacak adımların temelini oluşturuyor.
bugün geriye dönüp baktığımızda, o geceki istihbarat zaafiyetleri ve koordinasyon eksiklikleri hâlâ üzerinde konuşulması gereken ciddi konulardır. Ancak asıl mesele, devletin kendi içindeki hain yapılanmayı temizleme kararlılığını ortaya koymasıdır. Darbe teşebbüsünün ardından yapılan tasfiyeler, TSK’nın yeniden yapılandırılması ve demokratik kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi, 10 yıl içinde somut olarak hayata geçirildi. Yaşanan 249 şehit ve 2 binin üzerinde yaralı, milletin bu ülkenin bekası için bedel ödemeye her zaman hazır olduğunun en acı ama en net kanıtıdır. O gecenin dersleri sadece askerî alanda değil; sivil toplum, istihbarat ve hukuk alanlarında da hafızalardan silinmeyecek şekilde kayıtlara geçti. 10. yıl dönümünde o geceyi anlamak, gelecekte böyle bir ihanetin tekrarlanmaması için atılacak adımların temelini oluşturuyor.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- İ. Süleyman 2 mesaj
- Osmanlı Padişahlarının Ortalama Ömrü 6 mesaj
- 6-7 Eylül 1955 Olayları 1 mesaj
- Osmanlı'nın İnce Düşünülmüş Mimarisi 11 mesaj
- Sömürgecilik 3 mesaj
- Osmanlı İmparatorluğu 6 mesaj

