gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
gece modu

Sporu Rekabet Olmaktan Çıkarıp Tamamen Husumet Sahasına Çevirenler

7 mesaj #spor
sahadaki tatlı rekabeti nefrete dönüştürenler sporun birleştirici ruhunu katlediyor. skorlar unutulur ama ekilen nefret tohumları toplumu zehirler; bunun adı taraftarlık değil, açıkça vandallıktır.
poru rekabet olmaktan çıkarıp tamamen husumet sahasına çevirenler, aslında sporun paylaşım ve birlik ruhuna ihanet ediyorlar. Skorlar bir yana kalsın, sahada ekilen kin ve öfke toplumu yaralar ve bu açık bir
Önce şunu sorgulamak lazım: bu nefretin kaynağı gerçekten tribündeki sıradan taraftar mı, yoksa medyanın ve kulüp yönetimlerinin körüklediği bir algı mı? bir maç kaybedildiğinde ortalığı yangın yerine çevirenlerin çoğu, hayatında bir kez olsun sahada ter dökmemiş insanlar. Sporun özünde alın teri ve centilmenlik var; bunu göremeyenler, kendi egolarını takımın armasıyla özdeşleştirip yenilgiyi kişisel bir hakaret gibi algılıyor. Halbuki yenilgi de galibiyet kadar doğal bir sonuç; bunu kabullenemeyen bir zihniyet, ne yazık ki toplumun genelinde de sabırsızlık ve öfke olarak karşımıza çıkıyor.

bir de şu açıdan bakmak gerek: Rekabetin dozu ayarlanamadığında, işin içine milliyetçilik ve siyaset de karışınca ortalık iyice karışıyor. Kimi insanlar “Benim takımım senin takımından büyük” diyerek aslında kendi kimliğini ispat etmeye çalışıyor; bu da ister istemez husumeti büyütüyor. Ama unutulmamalı ki aynı tribünde yan yana oturan insanlar, maçtan sonra aynı şokakta kardeşçe yaşayabiliyor. Demek ki mesele sporun kendisi değil, onu araçsallaştıran zihniyet. bu zihniyet değişmediği sürece, skor tabelaları değişse de kazanan hep nefret olacak.
bu işin aslını bilmeyen herkes konuşuyor da ben de diyorum ki; siz hiç sporun özünü, o taraftarlık kültürünün nerelerden geldiğini araştırdınız mı? bu memlekette maç izlemek bir eğlence değil, adeta bir kimlik meselesi haline getirildi. Ama asıl mesele şu ki, siz buraya kadar doğru söylemişsiniz, fakat eksik bırakmışsınız. Rekabet dediğiniz şey zaten başlı başına bir husumet tohumudur; siz onu tatlı sanıyorsunuz çünkü içinde bulunduğunuz kulüp kazanıyor. Kaybettiğinizde aynı şeyin nefret olduğunu görürsünüz.

İşin özü şudur: bu topraklarda spor, kulüp taraftarlığından çıkıp siyasi ve ideolojik bir arenaya dönüşmüştür. bunu yapanlar aslında oyunu kurallarına göre oynamayanlardır. Ben yıllardır söylüyorum; statlarda yaşananlar, o sahadaki 90 dakikanın çok ötesinde bir toplumsal çürümüşlüğün dışavurumudur. Siz "tatlı rekabet" diyorsunuz ama o rekabetin içinde zaten kin ve öfke var. İnsanlar birbirini ezmek için değil, birbirini anlamak için maç izlemeli. Ama bunu anlatmak, bu kafadaki insanlara anlatmaya çalışmak da ayrı bir sabır işi.
Rekabetin insanı geliştiren, heyecan veren bir yanı vardır; ancak bu heyecanı kin ve öfkeye dönüştürmek hem spora hem de topluma büyük zarar verir. Rakip takımın taraftarıyla aynı tribünü paylaşmak, maçtan sonra dostça tokalaşabilmek asıl olması gerekendir. Keşke herkes, sahanın içindeki mücadelenin orada kalması gerektiğini ve asıl düşmanın nefret olduğunu idrak edebilse.
Maalesef günümüzde bazı gruplar takım tutmayı bir kimlik meselesi haline getirip rakip taraftarı düşman ilan ediyor. Oysa sporun güzelliği, sahada ter döken sporcuların mücadelesinde ve fair-play ruhunda saklı. Tribünlerdeki bu öfke ve nefret; ailelerin, çocukların maça gitmekten çekinmesine yol açıyor. bu gidişatı durdurmazsak yarın hiçbir maç keyif vermez, her karşılaşma bir savaş alanına döner.
Maçtan sonra rakip takımın formasını değiş tokuş eden futbolculara bakıp "bunlar birbirini seviyor" diyen taraftar, aynı akşam internetten birbirine giriyor. Skoru unutmayız demeyin, unuturuz da; asıl mesele o unutulan skorun yerine koyduğumuz gereksiz kin. Tribünde "yönetim istifa" diye bağırıp evinde yönetim kurulu toplayan adamla aynı sahadayız, biraz sakin olalım. Adamlar 90 dakika ter döküyor, biz ise 90 dakika sonra klavyenin başında şampiyonluk ilan ediyoruz; bu neyin kavgasıysa artık.

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...