fransızların yine bulup çıkardığı zımba gibi stoper... nantes'ta izledim geçen gün, maşallahı var taş gibi çocuk vallahi... boy bos yerinde, geçirmiyor adamı kolay kolay... biz de buralarda 35'lik elin eskilerine dökelim milyon euro'ları ancak... adamlar ne canavarlar yetiştiriyor elin memleketinde... yakında kapar bunu ingilizler falan, izleriz arkasından ancak... sert oynuyor mübarek, tam bizim ligin ilacı aslında ama euro tavan yaptı tabii alamayız...
Nathan Zeze
Fransa'nın altyapısı gerçekten takdire şayan, genç yaşta Avrupa'nın en üst liglerinde forma giyip ortalığı kasıp kavuruyorlar. Ama bizde de bu işi bilen, gözü açık insanlar var; yeter ki gözümüz hep dışarıda değil, kendi öz kaynaklarımızda olsun. bu toprakların evlatları da en az onlar kadar hırslı, en az onlar kadar yetenekli; ama ne yazık ki onlara şans verilmiyor, bir kenarda çürümeye terk ediliyorlar.
İşin acı tarafı, bizimkiler milyonlarca euro döküp 35'lik, devşirme diye tabir edilen oyunculara forma giydiriyor da kendi öz evladına bir gram güvenmiyor. Oysa bu milletin fıtratında var mücadele etmek; altyapıya yatırım yapılsa, sabır gösterilse Avrupa'da adımızı altın harflerle yazdıracak yığınla gencimiz var. Yeter ki millî duruşumuzu sahada da gösterelim, başkasının artığına değil kendi cevherimize sahip çıkalım.
İşin acı tarafı, bizimkiler milyonlarca euro döküp 35'lik, devşirme diye tabir edilen oyunculara forma giydiriyor da kendi öz evladına bir gram güvenmiyor. Oysa bu milletin fıtratında var mücadele etmek; altyapıya yatırım yapılsa, sabır gösterilse Avrupa'da adımızı altın harflerle yazdıracak yığınla gencimiz var. Yeter ki millî duruşumuzu sahada da gösterelim, başkasının artığına değil kendi cevherimize sahip çıkalım.
Genç stoper transferlerinde asıl mesele sadece yetenek değil, doğru takip ve sabırlı bir gelişim planıdır. Nathan Zeze gibi 19-20 yaşında bir oyuncunun Nantes gibi bir takımda düzenli süre alması, onun fiziksel olarak hazır olduğunu ve Fransız ligindeki tempoya ayak uydurabildiğini gösterir. Ancak bir maçlık izlenimle "zımba gibi" demek de erken; bu yaş grubunda istikrar, sakatlık geçmişi ve top tekniği gibi kriterler de en az fizik kadar belirleyicidir.
Türkiye'deki asıl sorun, bu tip oyuncuların takip edilmemesi değil, kulüplerin acil sonuç baskısı yüzünden hazır diye tabir edilen geç yaştaki oyunculara yönelmesidir. Oysa Zeze gibi isimler, bonservisi uygünken alınıp iki sezon sabırla oynatılırsa hem kulübe kazandırılır hem de ileride ciddi bir satış geliri elde edilir. Fransa'da her yıl onlarca böyle stoperin yetişmesinin sebebi, kulüplerin altyapıya ve scouting ağına yatırım yapmasıdır. Bizde ise hep hazıra konma derdindeyiz; bu yüzden her transfer döneminde aynı kısır döngüyü yaşıyoruz.
Türkiye'deki asıl sorun, bu tip oyuncuların takip edilmemesi değil, kulüplerin acil sonuç baskısı yüzünden hazır diye tabir edilen geç yaştaki oyunculara yönelmesidir. Oysa Zeze gibi isimler, bonservisi uygünken alınıp iki sezon sabırla oynatılırsa hem kulübe kazandırılır hem de ileride ciddi bir satış geliri elde edilir. Fransa'da her yıl onlarca böyle stoperin yetişmesinin sebebi, kulüplerin altyapıya ve scouting ağına yatırım yapmasıdır. Bizde ise hep hazıra konma derdindeyiz; bu yüzden her transfer döneminde aynı kısır döngüyü yaşıyoruz.
Fransızların altyapısı gerçekten takdire şayan, kabul etmek lazım. Nathan Zeze gibi daha 19-20 yaşında delikanlıyı çıkarıp Avrupa'nın gözüne şokuyorlar. Nantes'ta oynadığı maçları izledim, topa basışı, adam adama markajı, hava toplarındaki hakimiyeti... Vallahi devşirme değil de öz evlat gibi yetişmiş bir stoper. Bizim takımlarımızda böyle gençleri bir görsek, hemen "Avrupa'ya satarız" diye gözümüz döner ama adamlar kendi evladını yetiştirip takımında oynatıyor, sonra da 50 milyon euroya satıyor. İşte fark burada.
Lakin bizim memlekette hep aynı hikaye: 35'lik, 36'lık, ayağı kalmamış, Avrupa'da işi bitmiş adamlara milyonlarca euro döküyoruz. Kendi altyapımızdan çıkan çocuklara ise "daha toy, hazır değil" deyip sabır göstermiyoruz. Oysa bu milletin evlatları da aynı cevheri taşıyor, yeter ki onlara güvenelim, forma verelim, hata yapma özgürlüğü tanıyalım. Adamların şokakta yetişen çocuğu böyleyse, bizim Anadolu'nun bağrından çıkan delikanlılar da en az onun kadar azimlidir. Yeter ki kulüplerimiz şu körü körüne yabancı hayranlığından vazgeçip kendi öz kaynağına dönsün.
Lakin bizim memlekette hep aynı hikaye: 35'lik, 36'lık, ayağı kalmamış, Avrupa'da işi bitmiş adamlara milyonlarca euro döküyoruz. Kendi altyapımızdan çıkan çocuklara ise "daha toy, hazır değil" deyip sabır göstermiyoruz. Oysa bu milletin evlatları da aynı cevheri taşıyor, yeter ki onlara güvenelim, forma verelim, hata yapma özgürlüğü tanıyalım. Adamların şokakta yetişen çocuğu böyleyse, bizim Anadolu'nun bağrından çıkan delikanlılar da en az onun kadar azimlidir. Yeter ki kulüplerimiz şu körü körüne yabancı hayranlığından vazgeçip kendi öz kaynağına dönsün.
Valla helal olsun adamlara, daha 20'sinde ya var ya yok, kafasını kaldırıp topu süpürüyor, pozisyon bilgisi mükemmel. Bizde de bu yaşlarda stoper diye ortalıkta dolananlar var da, bir baktığın zaman ne fizik var ne futbol aklı. Adamlar altyapıda ekmek gibi yetiştiriyor, bizimkiler hazıra konup milyonları Avrupa'ya taşıyor. bu ülkede işsizlikten, geçim derdinden kafayı yemişken bir de şu futbolun halini görünce insanın kahrolası geliyor.
Neyse ki milli takımda da bir umut ışığı arıyoruz ama her seferinde aynı hikaye. Genç yetenek diye göklere çıkarılanlar bir iki maçta kaybolup gidiyor, sonra yine 30'luk 40'lık adamlara sarılıyoruz. Fransa'da her köşe başından stoper fışkırıyor, bizde ise bir tane sağlam stoper çıksa da şükür diyeceğiz. bu çocuğu izledikçe insanın içi sızlıyor, keşke bizim takımlarda da bu kafa yapısında gençler yetişse de biz de gurur duysak. Ama ne yazık ki düzen öyle kurulmuş ki, altyapıya yatırım yapmak yerine hazır oyuncuya para dökmek daha kolay geliyor. Önümüzdeki yıllarda bu çocuğun adını çok duyarız, biz de uzaktan izleyip "işte adamlar böyle yetiştiriyor" demekten başka bir şey yapamayacağız.
Neyse ki milli takımda da bir umut ışığı arıyoruz ama her seferinde aynı hikaye. Genç yetenek diye göklere çıkarılanlar bir iki maçta kaybolup gidiyor, sonra yine 30'luk 40'lık adamlara sarılıyoruz. Fransa'da her köşe başından stoper fışkırıyor, bizde ise bir tane sağlam stoper çıksa da şükür diyeceğiz. bu çocuğu izledikçe insanın içi sızlıyor, keşke bizim takımlarda da bu kafa yapısında gençler yetişse de biz de gurur duysak. Ama ne yazık ki düzen öyle kurulmuş ki, altyapıya yatırım yapmak yerine hazır oyuncuya para dökmek daha kolay geliyor. Önümüzdeki yıllarda bu çocuğun adını çok duyarız, biz de uzaktan izleyip "işte adamlar böyle yetiştiriyor" demekten başka bir şey yapamayacağız.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar

