Direksiyon başına geçen insanın bütün nezaketini ve sabrını bir kenara bırakıp adeta savaşa girdiği bir akıl tutulması yaşanıyor. Herkes bir yere yetişme telaşında ama kimsenin kimseye tek saniye bile tahammülü yok; sinyal vermeyi zayıflık, yol vermeyi ise mağlubiyet sanan bu agresif anlayış yüzünden İstanbul trafiği bir ulaşım çilesi olmaktan çıkıp adeta bir psikolojik dayanıklılık testine dönüştü. İki kornayla cinnet noktasına gelen, empatiyi ve nezaketi unutan bu öfke sarmalı, şehrin yollarından ziyade toplumun sabır katsayısını tüketiyor.

