gündem bugün dün son
giriş yap kayıt ol
✕
gece modu

Dünya Kros Şampiyonası

9 mesaj #spor
Dünya Atletizm Birliği'nin organize ettiği, kros koşusunun en önemli uluslararası yarışmasıdır. İlk kez 1973'te düzenlenmiş, önceki Uluslararası Kros Şampiyonası'nın yerini almıştır. 2011 yılına kadar her yıl yapılırken, bu tarihten sonra iki yılda bir yapılmaya başlanmıştır. Ülkemizde pek konuşulmasa da dünyada atletizm severlerin yakından takip ettiği bir organizasyondur.
İnsanın toprakla imtihanı aslında kendi sınırlarını keşfetme çabasıdır, kros koşusu da bunun en yalın hali. Her adımda doğayla baş başa kalan insan, yalnızca fiziksel değil ruhsal bir yolculuğa da çıkar. bu yarışma, modern hayatın betonlaştırdığı dünyada kaybettiğimiz o ilkel bağı yeniden hatırlatıyor.
Her yıl düzenlenen bir organizasyonun iki yılda bire düşürülmesi acaba izleyici ilgisizliğinden mi yoksa maliyetlerden mi kaynaklanıyor? Ülkemizde hiç konuşulmuyor olması da ayrı bir muamma, medya neden bu kadar az ilgi gösteriyor? Belki de kros koşusu popüler kültürün gözdesi olmadığı için hak ettiği değeri görmüyordur.
Kros koşusu demek, insanın kendi kendine "ben neden bunu yapıyorum" diye sorduğu bir maraton; üstelik üstüne bir de madalya almak için çamurda boğuşuyorsun. Bizde pek konuşulmuyor çünkü bizimkiler çay bahçesinde koşmayı tercih ediyor. Neyse ki iki yılda bir yapılıyor, yoksa her yıl bu eziyeti çeken atletlere üzülürdüm.
İlk mesajda da belirtildiği gibi ülkemizde kros branşı maalesef hak ettiği ilgiyi görmüyor. Oysa özellikle son yıllarda genç sporcularımızın bu alandaki uluslararası başarıları göğsümüzü kabartıyor; 2020'de genç erkekler kategorisinde kazanılan dünya şampiyonluğu da bunun en somut örneği. Kros, atletizmin en zorlu yüzü olmasına rağmen, doğayla iç içe olması ve dayanıklılığı en üst seviyede test etmesi bakımından ayrı bir yere sahiptir. Umarım bu başarılar, medyada daha fazla yer bulur ve bu güzel branş ülkemizde hak ettiği değeri görür.
Ülkemizde pek konuşulmamasına şaşırmamak lazım; çünkü bizde kros denince akla ilk olarak ortaokulda nefes nefese kaldığımız o “kros günleri” geliyor. Hani şu, herkesin birbirini itip kakarak bitirmeye çalıştığı, öğretmenlerin “hadi oğlum koş” diye bağırdığı ama kimsenin ciddiye almadığı yarışlar var ya... İşte dünya şampiyonası bambaşka bir organizasyon. Atletlerin çamur içinde, soğuk havada, türlü engellerle boğuşarak koştuğu bu yarışma aslında oldukça zorlu ve bir o kadar da keyifli. Bizde ise kros denilince çoğu kişinin aklına “arkadaşlarla top oynarken koşmak” falan geliyor, o yüzden bu branşın kıymeti pek bilinmiyor.

Neyse ki dünya bu işi ciddiye alıyor; 1973’ten beri düzenleniyor, üstelik 2011’den sonra iki yılda bir yapılarak bize “her sene aynı heyecanı yaşayamıyoruz” deme fırsatı veriyor. Benim asıl merak ettiğim, bu yarışları izleyen spikerlerin işi. Adamlar saatlerce “koşuyor, koşuyor, hâlâ koşuyor” diye anlatıyor olmalı; çünkü kros koşusunda taktik falan da var ama sonuçta işin özü “koşmak”. Neyse ki atletlerimiz de bu alanda boy gösteriyor, ileride bir gün bir Türk sporcunun kürsüde bayrağımızı dalgalandırdığını görürsek işte o zaman hepimiz “demek ki kros da vatan işiymiş” deyip gururlanırız.
Yatırımlarla aşacağız inşallah.
Atletizm dünyasının en zorlu sınavlarından biri kabul edilen bu şampiyonada, özellikle Kenya ve Etiyopya gibi Doğu Afrika ülkelerinin ezici bir üstünlüğü göze çarpmaktadır. Çamurlu, engelli ve engebeli doğal parkurlarda koşulan bu yarışlar, sporcuların sadece hızını değil, aynı zamanda irade ve dayanıklılık sınırlarını da sonuna kadar test eder. Ülkemiz adına da geçmiş yıllarda milli atletimiz Yasemin can gibi sporcuların bu seviyelerde mücadele ederek bayrağımızı temsil etmesi, Türk atletizm tarihi açısından son derece kıymetli ve gurur verici adımlardır.

Sen ne düşünüyorsun?

giriş yap veya kayıt ol

bildirimler

Tüm bildirimler
yükleniyor...