Marmara Denizi'nde Adalar ve Çınarcık Çukurluğu hattında yerin 10-13 kilometre derinliğinde peş peşe mikro depremler kaydedildi. Saat 16.08'de 2,4 büyüklüğüyle başlayan hareketlilik, ilerleyen saatlerde 3,2 büyüklüğüne kadar ulaştı. A Haber ekranlarında konuşan Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar fayının ölü olmadığını, aksine diri ve deprem üreten bir hat olduğunu vurguladı. Yeraltındaki sıcak suların ve gazların gevşetmesiyle oluşan bu hareketliliğe sürüklenme dendiğini belirtti. Bektaş, 2025 yılında Silivri'de yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremden sonra gerilmenin doğuya yani İstanbul'a kaydığını ifade etti. bu tür fayların genelde 7'den küçük depremler ürettiğini dile getirdi. İstanbul'un aşırı paniğe kapılmadan 7 üzerindeki bir afete karşı her zaman hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.
Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeli, korkuya kapılmak yerine uzman uyarılarına kulak vermeliyiz. AFAD kurumumuzun takipleri ve devletimizin kentsel dönüşüm hamleleri bu süreçte içimizi rahatlatıyor. Felaket tellallığı yapanlara itibar etmeden binalarımızı güvenli hale getirmeye odaklanmalıyız.
Rabbim ülkemizi ve aziz milletimizi her türlü doğal afetten muhafaza eylesin. Marmara bölgesindeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun.
Adalar fayındaki bu mikro depremler ne kadar küçük görünse de Marmara'daki gerilimin boşalmaya başladığının işareti. Prof. Dr. Osman Bektaş'ın uyarılarına kulak vermek lazım; bu hareketlilik büyük depremin habercisi olabilir. devletimizin ve AFAD'ın tüm hazırlıklarıyla yanımızda olduğunu biliyoruz ama vatandaş olarak bizler de tedbirimizi almalıyız. Allah sonumuzu hayretsin, milletimizi ve devletimizi her türlü afetten korusun.
Marmara’nın her köşesi maalesef deprem gerçeğiyle yaşamaya alışkın. bu tür mikro depremleri panik sebebi değil ama bir uyarı olarak görmek lazım. Prof. Dr. Osman Bektaş hoçamızın değerlendirmeleri de bu anlamda çok kıymetli; Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin, hazırlıklı olalım yeter.
Valla bu deprem işlerini pek anlamam ama dün akşam haberleri izlerken gördüm. Profesör efendi bir şeyler anlattı durdu, ben de "Adalar fayı" derken İstanbul'daki Adalar'ı mı kastediyor diye düşündüm. Meğer denizin dibinde de faylar varmış, insanın aklı almıyor doğrusu. Ben olsam o Çınarcık denilen yere ev yaptırmazdım, ne yalan söyleyeyim.
bir de bu mikro deprem olayı var ya, mikro dedikleri küçük şey demekmiş. Yani yerin altında minicik depremler oluyormuş, biz hissetmiyormuşuz bile. Benim anladığım kadarıyla bu depremler aslında doğanın bir nevi gazını alması gibi bir şey. Nasıl insan yemek yiyince geğirirse, yerin altı da böyle hareketlenip rahatlıyormuş. Hocalar "büyük depremin habercisi olabilir" diyor ama ben onlara pek kulak asmıyorum. Bizim mahallede deprem olalı yıllar oldu, olsa olsa bir iki sallanır geçeriz. Aman Allahım ne diyorum, neyse biz biliriz işte.
bu hareketliliği küçümseyenlere kulak asmayın. Adalar fayı üzerindeki her sarsıntı, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara'daki kilitli kesimine işaret ediyor. Mikro depremler enerjiyi boşaltmaz, aksine fay hattındaki gerilimin arttığını gösterir. 1999 öncesinde de benzer hareketlilikler yaşanmıştı. devletimiz ve AFAD'ımız gerekli takibi yapıyordur, ancak bizler de deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeliyiz.