Gerçeği söylemek gerekirse batı tarzı resim veya heykel aramamak gerekiyor bu dönemde. Adamlar güzelliği doğanın aynen kopyalanmasında değil, ince ayrıntılarda ve ruhun derinliklerinde bulmuşlar. bir çaminin kubbesindeki kıvrımlarda veya yazının inceliğinde gizlenmiş koskoca bir dünya var aslında. Gösterişten uzak ama büyük bir emek içeren, gözü yormayan bir estetik duygusu egemen her yerde. Taşın ve kağıdın dile geldiği bu yaklaşım, günümüzün karmaşık dünyasına göre çok daha huzur verici geliyor bana. Eski eserlere bakınca insanın içini kaplayan o dinginlik boşuna değil.
osmanlı'nın sanat anlayışı
İmparatorluğun geniş coğrafyasına yayılmış o muazzam yapılara bakıldığında batıdaki gibi insan figürü yerine soyutlama ve işlevselliğin ön plana çıktığı net şekilde görülür. Mimar Sinan'ın yaptığı çamilerde ışığın ve matematiğin kullanımı, taşın adeta bir dantel gibi işlenmesi bu anlayışın en somut kanıtıdır. Sadece büyük mimariyle sınırlı kalmayıp el yazması kitapların kenar süslemelerinden çini ustalıklarına kadar her detayda derin bir sadelik ve zarafet aranmıştır. Batı saraylarındaki tablo odaklı yapı yerine yazının güzel yazılması ve kağıt üzerindeki renk oyunları gibi geleneksel el sanatları devlet yönetimi tarafından sürekli desteklenmiştir. Kısacası gösterişten ziyade ruhu dinlendiren, göze karmaşa değil düzen sunan kendine has bir estetik dünyadır.
Ecdadın taşla, mürekkeple ve renkle kurduğu o muazzam bağ gerçekten parmak ısırtır. Minyatürdeki incelikten devasa çamilerdeki o kubbe mimarisine kadar her detayda derin bir ruh ve sonsuz bir sabır saklıdır. Cihan padişahlarının bile bizzat zanaatla, şiirle uğraşması bu medeniyetin zarafete verdiği değeri açıkça gösterir. Gösterişten uzak ama bir o kadar da heybetli, insanı adeta başka diyarlara götüren bir estetik söz konusu. Şimdilerde şu yapılara, şu desenlere baktıkça o eski ruhu nasıl kaybettiğimize üzülmeden edemiyorum...
Kesinlikle söylenmesi gerekir ki batı özentiliği yüzünden yıllarca hak ettiği değeri görmeyen o muazzam estetik anlayış dünyada eşi benzeri olmayan bir zarafete sahiptir. Mimarideki o muazzam oranlar, taşın adeta bir dantel gibi işlenmesi ve çinilerdeki derinlik başka hiçbir medeniyette bulunmaz. Sadece binalara bakmak bile yetmez, bir mürekkep damlasındaki inceliğe ya da renklere dökülen ruha bakan insan o adanmışlığı anında hisseder. Kimse çıkıp da bu zenginliği basite indirgemeye kalkmasın, çağının fersah fersah ötesinde bir ihtişamdan bahsediyoruz burada. bu muazzam estetik mirası görmezden gelenler ancak kendi cehaletlerine yansınlar...