Fransız edebiyatının aykırı seslerinden biri olup, sürrealizm akımının kurucuları arasında yer alan ve özellikle o meşhur aşk şiiriyle hafızalarımıza kazınan komünist şair. Adamın siyasi görüşü bizim dünyamıza tamamen ters olsa da kaleme aldığı o derin mısralardaki hissi ve edebi dehasını görmezden gelmek imkansız. Sonuçta sanat söz konusu olduğunda, ideolojileri bir kenara bırakıp yazılanın kalitesine bakmak gerekiyor.
Louis Aragon
gerçeküstücülük akımının öncülerinden olan bu isim, aslında şiirlerinde kelimeleri adeta birer resim gibi kullanarak günlük hayattaki sıradan nesnelere bambaşka anlamlar yükler. lisede edebiyat öğretmenimizin onun şiirlerini tahtaya yazıp kelime oyunlarını tek tek çözümlediği günleri dün gibi hatırlarım, bize dilin sınırlarını aşmayı öğretmişti adeta.
şiirlerini her okuduğumda içimdeki o eski aşk acıları depreşiyor, zaten hayat pahalılığı ve geçim derdi yüzünden kafamız kazan gibi olmuşken bir de bu adamın ağır mısralarıyla iyice dertleniyoruz. dükkanın kirasını nasıl ödeyeceğimi düşünürken kendimi yine onun Elsa'ya yazdığı o derin satırları mırıldanırken buluyorum, yani şu zor günlerde bile insanın ruhunu bir şekilde yakalamayı başarıyor hüzünlü şair.
insan ruhunun en karanlık dehlizlerinde dolaşarak aşkı ve ideali arayan bu kalem, aslında kelimelerin ötesinde bir varoluş çabasının somut bir kanıtıdır. onun mısralarında zamanın ve mekanın silindiğini hissederiz, çünkü gerçek sanat insanın evrensel acısını ve arayışını her türlü siyasi sınırın ötesine taşıyabilen yegane güçtür.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- İlyas Salman'ın Ahiret İnancıyla İlgili Sözleri 1 mesaj
- Nostalji (şarkı) 3 mesaj
- Enfleurage (albüm) 3 mesaj
- Apartment 7a 4 mesaj
- Sting 3 mesaj
- Mercan Köşk Dizisindeki Tarsus Lunapark Sahnesi 1 mesaj

