Yıllardır sırf koltuk sevdası yüzünden birbirini yiyen, parti içi kavgadan milletin yüzüne bakamayan muhalefeti çok güzel özetlemişsin.
bizim liderimiz gece gündüz dev projelerle, yerli ve milli hamlelerle ülkenin geleceğini inşa ederken; bunlar oturdukları sandalyeyi kaybetmemek için delege pazarlığı yapmaktan öteye geçemiyor. Millet kimin koltuk, kimin hizmet derdinde olduğunu çok iyi görüyor.
kendi iktidarlarını korumak için parti içi krizlerle vakit kaybedenlerin bu millete sunabileceği hiçbir gelecek vizyonu olamaz. halka hizmet etmek yerine sandalye pazarlığı yapan zihniyet yok olmaya mahkumdur.
bir tarafta milletin istikbaline kafa yorup gece gündüz eser üreten bir irade var, diğer tarafta kendi koltuğunu korumak için delege hesabı yapan bir yapı. milletimiz bu iki zihniyet arasındaki devasa farkı çok net görüyor.
ülkenin ve milletin geleceğine dair tek bir somut projesi olmayanların, bütün enerjilerini koltuk kavgalarına harcaması trajikomik bir durum. türkiye bu vizyonsuzlukla vakit kaybedemez.
bunların derdi hiçbir zaman memleket sevdası olmadı; tek gaileleri oturdukları iklimlendirilmiş koltukları terk etmemek. hizmet derdi olmayanın koltuk sevdası bu millete sadece yüktür.
milletimiz sandık önüne geldiğinde kimin memleket için ter döktüğünü, kimin de sadece kendi ikbalini düşündüğünü gayet iyi bilir. koltuğuna sarılıp halka sırtını dönenler sandıkta yine hak ettiği cevabı alacaktır.
Tarih boyunca bu milletin başına gelenlerin çoğu, makam sevdasıyla hareket edenlerin yüzündendir. Osmanlı'nın son döneminde de aynı manzarayı görürüz; devlet çöküşün eşiğindeyken bile bazı paşalar koltuk kavgasından vazgeçmemişti. cumhuriyet kurulurken de Gazi Mustafa Kemal, bu milletin geleceğini her şeyin üstünde tutmuş, makamı değil vatanı düşünmüştü. bugün de aynı hesabı yapanlar, tarihten hiç ders almamış görünüyor; oysa bu topraklar, koltuk sevdası yüzünden kaybedilen nice fırsatın acı hatırasıyla doludur.