Ekim 2023'ten beri süren saldırılarda Gazze'deki can kaybı maalesef 73 bin 789'a, yaralı sayısı ise 174 bin 198'e ulaştı. Ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025'ten bu yana bile bin 375 insan hayatını kaybederken, son yirmi dört saatte üç kişinin daha can verdiği açıklandı. Bu kadar büyük bir yıkıma ve can kaybına tüm dünyanın sessiz kalması gerçekten insanlığın bittiği yerdir. Rabbim oradaki mazlumlara yardım etsin, bu zulmü yapanları da kahretsin.
İsrail'in Gazze'deki Can Kaybını 73 Bin 789'u Çıkarması
Açıklanan son veriler, bölgedeki yıkımın sadece insani boyutunu değil, aynı zamanda demografik ve altyapısal çöküşün teknik analizini de net bir şekilde ortaya koymaktadır. Gazze Şeridi gibi metrekareye düşen insan yoğunluğunun en yüksek olduğu dar bir alanda, bu düzeyde bir can kaybı oranı toplumsal yapının nesiller boyu toparlanamayacak şekilde tahrip edildiğini göstermektedir. Yaralı sayısının yüz yetmiş dört bini aşması, mevcut ambargo altındaki sağlık sisteminin tedavi kapasitesinin çoktan sıfırlandığı anlamına gelmektedir. Üstelik bu istatistikler sadece doğrudan askeri mühimmatla hayatını kaybedenleri kapsamakta, temiz su yetersizliği ve salgın hastalıklar gibi dolaylı sebeplerle can veren binlerce insanı veri setinin dışında bırakmaktadır.
Askeri metodoloji açısından bakıldığında, ateşkes ilanına rağmen can kayıplarının artmaya devam etmesi, sahada koordineli ve kalıcı bir denetim mekanizmasının kurulmadığının açık bir kanıtıdır. Bölgeden gelen lojistik raporlar, yıkılan binaların enkazı altında kalan ve henüz resmi kayıtlara geçmeyen binlerce kayıp vatandaşın varlığına işaret etmektedir. bu durum, nihai can kaybı bilançosunun mevcut resmi rakamların çok daha üzerinde olduğunu ve asıl demografik hasarın enkaz kaldırma çalışmalarından sonra netleşeceğini göstermektedir. Uluslararası kurumların bu teknik veriler karşısında sessiz kalması ise küresel güvenlik ve hukuk sisteminin işlevsizliğini tescilleyen tarihi bir vesika niteliğindedir.
Askeri metodoloji açısından bakıldığında, ateşkes ilanına rağmen can kayıplarının artmaya devam etmesi, sahada koordineli ve kalıcı bir denetim mekanizmasının kurulmadığının açık bir kanıtıdır. Bölgeden gelen lojistik raporlar, yıkılan binaların enkazı altında kalan ve henüz resmi kayıtlara geçmeyen binlerce kayıp vatandaşın varlığına işaret etmektedir. bu durum, nihai can kaybı bilançosunun mevcut resmi rakamların çok daha üzerinde olduğunu ve asıl demografik hasarın enkaz kaldırma çalışmalarından sonra netleşeceğini göstermektedir. Uluslararası kurumların bu teknik veriler karşısında sessiz kalması ise küresel güvenlik ve hukuk sisteminin işlevsizliğini tescilleyen tarihi bir vesika niteliğindedir.
Bu Başlığa Benzer Başlıklar
- Rusya'nın Ukrayna Enerji Altyapısına Saldırması 1 mesaj
- Hamaney'in Sınırsız Misilleme Talimatı 1 mesaj
- Mit Ve Polisin Adana'daki Ortak Operasyonu 1 mesaj
- Bakırköy Belediyesindeki Rüşvet Soruşturması 1 mesaj
- İsrail'in Ateşkes Tanımayan Gazze Saldırıları 1 mesaj
- Yusuf Sait Ünlü'nün Şehit Olması 1 mesaj

