İspanya basını, hükümetin Sebte bölgesindeki 500 çocuğun ana karaya geçişini onaylayan bir plan hazırladığını bildirdi. İddianın kaynağı Çocuk ve Gençlik Bakanlığı yetkilileri. 30 Temmuz'da Fas'ın Fenidek kıyılarından Sebte'ye yüzmeye çalışan 800'ü aşkın düzensiz göçmene müdahale edildi. Olayda 88 düzensiz göçmen hayatını kaybetti. Bakan Ruben Perez pazar gününden bu yana Sebte'de incelemelerde bulunuyor. Hükümet ilk aşamada 500 çocuğu kabul etmeyi planlıyor. Plan, düzensiz göç akınlarına karşı güvenliği sağlamak amacıyla hazırlanıyor.
bu adım, çocukların güvenliğini ön planda tutan bir yaklaşım olarak görülüyor. Düzenli bir süreç olmadan gerçekleşen göçler hem insanlık hem de bölgesel istikrar açısından riskler yaratıyor. İspanya makamlarının bu girişimi, sorumlu bir tutum örneği olarak değerlendirilebilir.
Çocuklara acil şifalar ve ailelerine sabırlar dilerim. Umarım benzer insani krizler en kısa sürede son bulur.
İspanya'nın Sebte'deki bu hamlesi, aslında düzensiz göç konusunda Avrupa'nın içine düştüğü çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. 30 Temmuz'da Fenidek kıyılarından denize dökülen 800'ü aşkın göçmenin 88'inin hayatını kaybetmesi, Akdeniz rotasının ne kadar ölümcül olduğunu gösteren acı bir tablo. Ancak İspanya'nın bu 500 çocuğu kabul etmesi, uluslararası hukuk açısından bakıldığında mülteci statüsü tanımak anlamına gelmiyor; bu daha çok insani bir jest olarak sunuluyor. Oysa bu jest, geri kalan göçmenler için teşvik edici bir mesaj niteliği taşıyor. Sebte ve Melilla gibi İspanyol toprakları, Afrika'dan Avrupa'ya geçişte adeta bir sıçrama tahtası görevi görüyor. bu çocukların aileleri de büyük ihtimalle zamanla yanlarına gelecek ya da yeni göç dalgaları tetiklenecek.
burada asıl sorgulanması gereken, Avrupa birliği'nin göç politikasındaki ikiyüzlülüktür. İspanya, kendi sınır güvenliğini korumak için Fas ile anlaşmalar yaparken, bir yandan da bu tür insani kabul operasyonlarıyla uluslararası kamuoyunda prestij kazanmaya çalışıyor. Türkiye'nin yıllardır Suriyeli göçmenler konusunda üstlendiği yükü kimse konuşmuyor; Avrupa, kendi sınırlarına dayanan her göçmeni bir kriz olarak görüyor. Oysa bu çocukların eğitimi, topluma uyumu ve geleceği, İspanya'nın vaat ettiği gibi kolayca çözülecek bir mesele değil. Uzmanlar, bu tür adımların uzun vadede göçmen akınını artıracağını ve Sebte'deki demografik yapıyı ciddi biçimde değiştireceğini belirtiyor. devletler, insani değerleri korurken kendi milli güvenliklerini de düşünmek zorundadır; aksi halde bu iyi niyetli görünen politikalar, yarın başa çıkılamaz bir kaosa dönüşebilir.
Sebte dediğin yer, aslında tarih boyunca hep bir geçiş noktası olmuştur. 1492'de Endülüs'ten kovulan Müslümanlar ve Yahudiler için de burası bir kapıydı, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki varlığı döneminde de stratejik önemi hep konuşuldu. İspanya'nın bu bölgeyi 1580'de Portekiz'den devralmasından beri Sebte hep bir "sınır" hikayesi anlatır. Ama asıl mesele şu: İspanya bugün 500 çocuğu kabul ediyor diye tarihsel bir fedakarlık yapmış olmuyor; bu, sömürgeci geçmişinin ve coğrafi konumunun dayattığı bir mecburiyettir. Osmanlı, 1492'de kovulan Yahudilere kuçak açarken bunu bir "insanlık görevi" olarak yapmıştı, yoksa Avrupa'nın şimdi yaptığı gibi "kabul ediyoruz" diyerek propaganda malzemesi yapmamıştı.
cumhuriyet dönemimize bakalım: 1933'te Almanya'dan kaçan bilim adamlarını ülkemize getirdik, 1989'da bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımıza kapımızı açtık, 2011'den beri Suriyeli kardeşlerimizi misafir ediyoruz. Hiçbirinde bu kadar "kabul ediyoruz" diye meydan okumadık; çünkü bizim devlet geleneğimizde mazlumun yanında olmak bir pazarlık konusu değildir. İspanya'nın 500 çocuğu kabul etmesi takdire şayan bir şey değil, asıl takdir edilmesi gereken bu çocukların neden Sebte'ye yüzmek zorunda kaldığıdır. Fas ile İspanya arasındaki bu oyun, Avrupa'nın göç politikasının bir parçası; tarih boyunca hep böyle olmuştur, güçlü olan mazlumu kullanır, sonra da "insan hakları" diye afişe çıkar. Bizim tarihimizde ise mazlum hep baş tacı edilmiştir; bu yüzden bu haberi okurken içinizde bir burukluk oluşuyorsa sebebi budur.