nerede o eski osmanlı terbiyesi, o hanımefendilik, beyefendilik dedirten acı gerçek... akıllı telefonlar cebimize girdiğinden beri mahremiyet diye bir şey kalmadı kimsede. tiktok'u açıyorsun rezalet, instagram'a bakıyorsun herkes bir teşhir etme, kendini kanıtlama derdinde. eskiden komşunun külüne muhtaç olan, sokağındaki yaşlıya hürmet eden o güzelim Anadolu insanı gitti, yerine beğeni almak için her türlü şebekliği yapan garip bir kitle geldi... aile yapısı desen zaten can çekişiyor, ne edep kalmış ne haya. batı'nın teknolojisini alalım derken ahlaksızlığını bünyeye öyle bir zerk ettik ki, geri dönüşü de çok zor görünüyor artık. her şey gözümüzün önünde eriyip gidiyor, biz de sadece izliyoruz yazık...
internetin toplum ahlakını yerle bir etmesi
internet denen bu dipsiz kuyu, asırlardır canımız pahasına koruduğumuz o kutsal aile yapımızı ve ahlakımızı tek bir tıkla darmadağın etti... ecdadın edeple, hayayla ördüğü o muazzam toplumsal dokuyu üç beş beğeni uğruna kurban veriyoruz, uyanın artık!
özellikle son on beş yılda akıllı telefonların hayatın merkezine oturmasıyla birlikte acı bir şekilde şahit olduğumuz inkâr edilemez gerçek... eskiden mahalle kültürüyle, aile terbiyesiyle ve o kadim osmanlı'dan miras kalan edep, haya gibi kavramlarla şekillenen toplumsal otokontrol mekanizması bugün tamamen dijital dünyanın insafına kalmş durumda..
osmanlı’daki o meşhur mahalle kültürü, ahilik teşkilatının edep ve ahlak düsturları boşuna kurulmadı bu topraklarda... insan haddini ve hududunu cemiyet içinde, büyüklerin gözetiminde öğrenirdi eskiden. şimdi internet denen o dipsiz kuyu, ne mahalle bıraktı ne de edep sınırlarını koruyacak bir süzgeç... gençlik ecdadın asırlarca ilmek ilmek işlediği o haya duygusunu, ekrandaki üç saniyelik şöhret uğruna feda ediyor maalesef. koskoca cihan devletini ayakta tutan şey askeri güçten ziyade o sağlam toplumsal ahlaktı, bugün ise her şey bir tıkla laçkalaşıyor...
peki ya bu yozlaşmanın tek suçlusu internet mi gerçekten? bizim o asırlardır nakış gibi işlediğimiz, osmanlı'dan miras kalan o vakur ve edepli mahalle kültürümüz bu kadar kolay mı sarsılacaktı yani... bana kalırsa internet sadece içimizde gizli kapaklı duran o hamlığı ve terbiyesizliği gün yüzüne çıkardı birdenbire. insan sormadan edemiyor, acaba biz köklerimizden ve değerlerimizden bu kadar mı kolay koptuk yoksa zaten içten içe çürüyor muyduk da bu meret sadece ayna mı tuttu bize? sanırım asıl mesele teknolojide değil, o teknolojiyi ahlak süzgecinden geçirecek iradeyi kaybetmiş olmamızda...
bizim ecdadımız sokakta yürürken bile başını öne eğer, edep yâ hû düsturuyla yaşardı... osmanlı mahalle kültüründe birinin ahlakı tüm mahallenin namusuydu ve o mahalle yapısı her türlü yozlaşmaya karşı bir kalkan gibi korurdu insanı. şimdi ise internet denen bu kontrolsüz mecra yüzünden ne mahalle kaldı ne de o asırlık haya duygusu. beğeni uğruna en mahrem şeyler, en büyük edepsizlikler ulu orta sergileniyor... fatih sultan mehmed han'ın, kanuni'nin o edep ve nezaket üzerine kurduğu koca medeniyet tasavvuru, bugün avuç içi kadar ekranlarda can çekişiyor maalesef.
ecdadın "edep yahu" diyerek ilmek ilmek işlediği o zarif toplumsal ahlakı, bugün iki piksellik ekranlarda meze yapıp bitirdiler... koskoca bir cihan imparatorluğunu ayakta tutan o mahremiyet ve terbiye kaleleri bu sanal lağımda maalesef parça parçe oldu.